Ana içeriğe atla

Senden Önce Ben

"Aşk vardır, ona inanmaktan vazgeçme."
"Birbirlerine aşktan başka verecekleri bir şey yoktu."
 -
"... Ama artık her şey değişti. Hayal ettiğin kadar varsın."

Aşkı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir kitap, sizi ağlatacak cinsten. Okumayı bitirdikten sonra bir süre hakkında düşüneceğiniz karakterler, gerçekte yaşamalarını isteyeceğiniz türden...
Will, bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Hayat enerjisinin kaybetmişti. Bir gün karşısına Lou çıktı. Bu kadın diğerlerinden farklıydı, sahip olduğu hayat enerjisiyle Will'i yeniden hayata döndürebilecek miydi?
Karmaşık ve nerdeyse gerçek hayatta da karşımıza çıkabilecek kadar gerçek bir hikaye. Sizi öyle bir etkisi altına alıyor ki, seneler sonra bile hani bir tane roman vardı diyorsunuz. Olay kurgusu ve karakterleri şahane. Hayatınızı etkileyecek bir roman arıyorsanız ve benim gibi aşk romanlarına bayılıyorsanız tam size göre. Gerçekten aşık olma hissi uyandırıyor, ama fazlasıyla hüzünlü. Okuyalı bayağı oldu. Ancak hala aklımda kaldı, kitabı bitirip dakikalarca ağladığımı hatırlıyorum (Evet, itiraf ediyorum ben de o sulu gözlülerdenim :D)

Lou, gayet renkli bir kişiliğe sahip. Giydiği arı deseni çoraplarıyla da oldukça çocuksu. Neşeli, mutlu bir kadın. Will ise kaybettiklerinin acısıyla içe kapanık, daima öfkeli ve mutsuz. İki zıt karakter birlikte nasıl olur diyorsanız, çok da güzel olurmuş meğer. Lou Will'i hayata döndürmek için elinden geleni yapacak. Will nasıl davranacak, işler nasıl yürüyecek diyorsanız buyurun okuyun :) Mendilinizi de hazırlayın. Aslında anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki bu kitapla ilgili; anlatıp da merakınızı kaçırmak istemiyorum. Basit bir aşk romanı değil, benim yazmak isteyeceğim türden bir roman. Bu yüzden yazar Jojo Moyes'ı bu romanı yazdığı için kıskanmıyor değilim.

Ancak bir itirazım olacak; Pegasus yayınlarına. Kitap fiyatlarını bu kadar yükseltmekte ne? Çok iyi bir yayınevi olmasına rağmen, senelerden beri en iyi romanları basmalarına rağmen bu kadar yüksek fiyat koymaları resmen kitap severleri üzüyor. Yapmayın öyle şeyler, arkadaşım.

 "Treena beni dikkatlice inceledi. "Annem gerçekten hoş biri olduğunu söyledi."
"Evet, öyle."
"Yakışıklıymış da."
"Belkemiğinde hasar var diye Quasimodo'ya benzemesi gerekmiyor."
-

"Ne var biliyor musun? Bazen sabahları uyanmak istememin tek nedeni sen oluyorsun Clark."

-
"Bilgi güçtür Lou."
-
"...İşte böyle. Kalbimde bir iz bıraktın Clark. Komik kıyafetlerin, kötü esprilerin ve en küçük bir duygunu bile saklamak konusundaki beceriksizliğinle odamdan içeri girdiğin ilk andan itibaren bende bir iz bıraktın. Sen benim hayatımı, bu paranın senin hayatını değiştireceğinden çok daha fazla değiştirdin."
-
"Beni o kadar sık düşünme. Seni sulu gözlü bir şekilde hatırlamak istemiyorum. Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa."


Hikaye son bulduğunda, karakterlerin özellikle de Lou'nun hayatı kökten değişiyor. Hayatta öyle zamanlar olur ki bir daha eski siz olamazsınız, Lou da değişiyor, büyüyor. Tabi yalnızca kitap karakterleri değil siz de eski siz olamiyorsunuz hikaye sonunda. Senden Önce Ben öyle bir kitap. Gerçek gibi. Siz yaşamışsınız gibi. Büyülü. Büyünün yalnızca fantastik kitaplarda olmadığının kanıtı gibi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tanrıçalar Dönemine Geri Dönüş

Tanrıçalar dönemine geri dönüyoruz. Sihirli hikayelerin yazarı P. C. Cast Tanrıça serisiyle karşınızda. Gece Evi serisinde oluşturduğu vampir dünyasıyla sevdiğimiz yazar şimdi de mitolojik ve masalsı hikayesiyle bizleri kucaklıyor. Gece Evi kitaplarını kızıyla birlikte yazdığını duymuştum. Buna pek özenmiştim ne yalan söyleyeyim. Ancak tanrıça serisini tek başına yazıyormuş. Seri toplam yedi kitaptan oluşuyor. Kitaplar sırasıyla söyle:
Deniz TanrıçasıBahar TanrıçasıIşık TanrıçasıGül TanrıçasıAşk TanrıçasıTruva TanrıçasıEfsane Tanrıçası Hikaye karakterleri ölümlü ve sıradan insanlardır ancak çeşitli olaylar sonucu kendilerini sihirli ve mitolojik dünyada bulurlar. Dünyada basit birer insanken sihirli ve masalsı dünyada ise birer tanrıça haline gelirler. Serinin genel konusu bu. Ancak her kitapta farklı karakterler, mekanlar ve maceralar var. Bu seride ilk olarak Gül Tanrıçası kitabını okumuştum. Şimdi de Deniz Tanrıçası'nı bitirdim. Deniz Tanrıçası'nı uzun zamandır okumak istiy…

Milena'ya Mektuplar-Franz Kafka

Dönüşüm romanını okuduğum ve etkilendiğim günden beri Milena'ya Mektuplar'ı merak ediyordum. Ancak Dönüşüm'den sonra Dava romanını okumuş biri olarak bile bu kitaptan aradığımı bulamadım. Büyük umutlarla başladığım Milena'ya Mektuplar beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanırım ilk defa olumsuz bir kitap yorumu yapıyorum. Oysa ister miydim böyle olmasını? Ne umutlarla okumaya başlamıştım Milena'ya Mektuplar'ı.

Franz Kafka'nın bu eseri sevgilisi Milena'ya yazdığı mektuplar dizininden oluşuyor. Kitabı okurken aynı zamanda Kafka'nın hayatına ilişkin bilgiler de ediniyoruz. Mesela mektupların yazıldığı dönemde Kafka son derece hasta. Hayatının geçtiği yerleri, tanıdığı insanları mesela en yakın arkadaşına dair bilgileri ediniyoruz. Evet, bu anlamda son derece bilgilendirici bir roman bakıldığında. Ama aradığım şey duyguydu benim. Milena'ya olan aşkını gerçekten hissedeceğimi umuyordum. Ancak bunu hissedemediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. İlişkileri iş…

Senden Önce Ben (Film)

Şurada kitap hakkında daha önce bir yazı yazmıştım. Tıklayarak okuyabilirsiniz. Şimdi ise; uzun zamandan sonra Senden Önce Ben'in filmini izledim, ondan biraz bahsedeceğim. Öncelikle elbette çok güzel bir film. Gerçekten çok iyi. Ancak kitap kadar değil. Zaten bilerek sinemaya gitmemiştim. Aynı Yıldızın Altında'yı ilk önce sinemada izlemiştim. Bayılmıştım. Ancak eminim ki önce kitabı okumuş olsaydım bu şekilde olmayacaktı. Senden Önce Ben'i de kitabı okumadan izleseydim eminim ki aynı durum olacaktı.

Oyuncular cuk oturmuş diye düşünüyorum. Emilia Clarke zaten çok samimi bir kadın dolayısıyla rolün altından başarıyla kalkmış. Sam Claflin da o İngiliz aksanıyla beni etkiledi diyebilirim. Doctor Who dizisinden tanıdığımız Jenna Coleman da Lou'nun kız kardeşi rolündeydi. Tanıdık yüzler görmeyi çok sevdim filmde. Bana asıl süpriz Harry Potter'de Neville karakterini canlandıran Matthew Lewis'in filmde oynaması oldu. Buna gayet memnun oldum tabi ki. Beni bilen bilir, d…